HAYATI ANLAMI

Merhaba sevgili okurlar,

Geçenlerde bir kitap okuyordum ve kitapta hayat ile ilgili bazi sorular ve parağraflar vardi. örneğin, hayatin anlamini, hayati gerçekten anlanayarak mi yaşiyoruz veyahut neden hayattayiz gibi şeyler. Bu satirlari okurken kendimden geçtiğimi ve çok derin düşüncelere girdiğimi çok sonra dan farkettim ve neden buraya yazmayayım diye düsündüm. Öyle tamamen yazmayacagim ne düşündüğümü sadece bir kaç satır duygularımı sizlerle paylaşmak istedim. Çoğu insan hayatın onlara verilmiş en büyük günah olduğunu düşünüyor fakat aslında bilmiyorlar ki hayat aslen onlara verilen en büyük deney. Biz burada deneniyoruz ama hangi bakımdan orası meçhul. Hayat kimisi için iğrencler ülkesi kimisi için de aşıklar ülkesi. Herkes kendine göre birşeyler ortaya atıp duruyorlar tabiki bende bu grup içindeyim malesef. Ama birimiz de çıkıp demiyor ki neden bu kadar bencil düşünüyoruz. Bu yüzden bende bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu hayatta o kadar çok insan gördüm ki mutlaka sizlerde görmüşsünüzdür evi barkı olmayan sokaklara muhtaç olan bir çok canlı var dunyamızda, annesi ve babasi olmayan yalnız kalanlar, sevginin ve sevginin yarattıgı o  muhteşem bağın ne demek oldugunu veyahut hiç duymamış olanlar var, hiç birşey hissetmeyen ve hayatın sadece onların etrafından döndüğünü düşünen bir çok insan var. Ve malesefki halada gittikçe bu sayı büyük bir artış gösteriyor.

çok fazla aktaramadım duygularımı ve düşüncelerimi. Velakin, bu sadece bir baslangıçtı. Bir dahaki yazıda hayatın benim için olan anlamını aktarmak istiyorum sizlere. Fakat bundan önce, sizlerinde görüşlerini merak ediyorum. Bu nedenle sizlerde bana hayatın sizlerde olan yerini açiklamak isterseniz yorum bırakabilirsiniz.

İsimsiz Sahip

Reklamlar
Fark ettim ki, bloğu uzun süredir bularda bir başına bırakıp gitmişiz ve buralarda yalnız başına terkedilmiş şekilde duruyor. Ne kadarda hayirsisiz, ne kadar da vefasızmışız. O kadar Boşsuzluk arasında nasıl yalnız bırakmışız burayı henüz anlamlandıramadım. Oysa ki benim yapacak cok fazla bir şeyim de yoktu. Velhasıl sadede gelirsek, buraları artık pek bir başına bırakmak istemiyorum. Kalbimden geçen duyguları, beynimde ki duygusuzlukları, dilimdeki yalanları ve söyleyemediğim sözleri, kulağımın misafir oldugu sacma sapan sohbetleri veyahut sesleri, gözlerimdeki göüntüleri sizler ile paylaşmak istiyorum. Bu nedenledir ki artık buralarda beni pek sık göreceksiniz. 
sevgilerle,

İsimsiz sahip. 

Sevgiler Lafie’ler ,

Dünyanın diğer yarısından sesleniyorum sizlere..

Böyle söyleyince çokta uzak sanmayın bizleri..
Bir elmanın iki yarısı gibiyiz ama hem çok uzak;
Hem de çok yakınız..
Hem bir bütün hem de apayrıyız..
Ayrı yerlerdeyiz, ayrı mevsimlerde,ayrı bulutlar altında,
ayrı görüşler belki ama..
…Duygularımız aynı…
Buralarda hava epey soğudu.
Ben bu soğuklarda kendimi daha bir mutlu hissediyorum.
Herkes kış mevsiminde kendisini yalnız hisseder ya,
işte ben tam tersi.
Sokakta yürürken, deli gibi esen kızgın rüzgar.
Ellerim donuyor yine fakat;
Etrafıma baktığımda benim gibi ellerini kavuşturan birçok insan var.
Kendime benzetiyorum onları.
Birlikte üşüdüğüm insanları.
Onları ve –sizleri..
Kaşımız, gözümüz, dış görünüşümüz;
çok farklı dahi olsa, en azından paylaştığımız hisler aynı.
Aynı anda gülemiyoruz belki sizlerle ama
Belki de aynı anda üşüyoruzdur?
Belki aynı anda yağan yağmurda ıslanıyoruzdur.
Aynı yağmurda ıslanmak şart mı ki?

Ben yine bir düşünceli oluyorum.
İnsanların yüzlerine bakıp onları merakla inceliyorum,
Acaba evli mi, kaç çocuğu var,bugün mutlu mu dersiniz?
Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp, tahmin etmeye çalışıyorum.
Şu karşıdan gelen teyze biraz mutsuz gibi,belki de bugün kötü bir haber aldı
-ya da; seyrettiği dizinin etkisinde kaldı.
Kenarda duran kedi,
Soğuktan mı üşümüş bildiğin ağlıyor.Hay Allah!
Yanımda da hiçbir şey yok sana verecek.
Söylesene kim üzdü seni ? Kimin kedisisin sen?
Peki ya ben kimim?
Gelip karşınıza bir sürü şey anlatıyorum ve sizlerde beni dinliyorsunuz.
Kim olduğumu merak ediyorsunuz.
Size kendimi tanıtamam ama anlatabilirim.
İşte bu cümlenin paradoksu benim.

Hayattaki tek amacı mutlu olmak olan insan benim.
Bir sabah uyandığınızda camda gördüğünüz, her yeri bembeyaz,masumluğa bürüyen.
Belki de hava soğuk diye hayıflandığınız,
Ya da işiniz-okulunuz tatil oldu diye sevindiğiniz,
Eğlenceli zaman geçirmek için hevesle dolduğunuz,
O beyazlığa kendinizi atıp huzur dolmayı hayal ettiğiniz,
Sonra hasta olup yataklara düşmenize sebep olan,
İlk elinize değdiği an kendisine kıyasla içinizi kavuran,

O kar tanesi,benim.
Size uzaklardan seslenen bir Lafie benim,

Ben Kar Tanesi.

HANGI LAFIE

BEN HANGI LAFIE’IM ..?

İlk yazımda söylediğim gibi ben dünyanın  öbür ucundaki Lafie’yim. Kimse bilmez kimim, neyim, neciyim. Kimse bilmez ben kimim?  hatırlıyorum okulda olduğum zaman kimse sınıfta olduğumdan haberi bile olmazdı. Öyle sessizdim.. Hep sustum, hep susturuldum, hâklıyken haksız duruma düştüm, haksızken dahada haksız duruma düştüm ve anladım ki bu dünyada haklıysan bile hakkını savunmaya hakkın yoktur, ya da savun ama yararı yoktur. Hep insanların susturuluşunu izledim , küçülmelerini, rezil olmalarını izledim. Bazen izlemez olaydım dedim ve bazende iyikide izlemişim dedim, izlemem beni dünya hakkında  dahada önemlisi insanlar hakkında daha çok aydınlattı, iyiki izlemeseydim dediğim zamanda ise içimden bir parçamı koparmışlar gibi hissettim. Hissettim, hissettim ve defalarca hissettim..  Farkına vardım ki, biz dilimiz var susuyoruz, gözlerimiz var izliyoruz, kulağımız var gerçekleri duyuyoruz, duygularımız var hissediyoruz , ama karsı gelemiyoruz? .. Ve artıık karar verdim neden bir blog açmayayım, neden içimi oraya dökmeyeyim, ve karar verdim arkadaşımla konuştum. İkimizinde buna ihtiyacı olduğuna karar verdik ve ortak bir kararla bu bloğu açmaya karar verdik ve simdi buradayız. hissettiğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz , bildiğimiz şeyleri buraya sizlerle paylaşmaya karar verdik. Artık yararı olmasada, olsada, zorlansakta susmamaya , ve sürekli konuşmaya karar verdik , içimizi sizlere aktarmaya geldik..

İki kişiyiz ve bizleri nasıl ayırt edeceksiniz?

bizi düşüncelerimizden, yazdıklarımızdan, yazı tarzımızdan , ayırt edebilirsiniz ama yinede bir isme sahip olmamız gerektiğine karar verdik ve bu yazıyı yazarak kendimi tanıtmaya karar verdim , daha doğrusu tanıtmak demeyelimde kendime bir isim buldum, kendimi tanıtmayı düşünmüyorum ben bunu sizlere bırakıyorum, belki arkadaşım kendini tanıtır ama ben kendimi sizlere bırakıyorum, ben hep bu yönde ilerlemişimdir, başkasını tanımam için onunla oturup onunla konuşmam gerekir. düşüncelerini öğrenir konuşma tarzını öğrenirim , hangi üslupta ilerlediğini , samimiliğini, hislerini, dünyaya ve insanlar karsı izlenimlerini öğrenirim ve tanırım. Ne kadar karsı taraf kendisini anlatsa da ister istemez kişi karşısındakine göre sekil alıp değişebiliyor, bu yüzdende iyi tanıyamıyorsun veya çok farklı bir görünümde tanımış olursun. Bu yüzden benim için en iyi tanıma yöntemi senin kendi izlenimindir. bu tanıma olayını ben tümüyle sizlere emanet ediyorum kiminiz beni benim gibi tanıyabilirsiniz, kiminizde benim hiç bilmediğim yönlerimi fark eder veyahut daha farklı özellikler keşfedersiniz.. 

Ben dünyanın diğer ucundaki lafie, hangi ucundaki lafie diye sorarsanız ben dünyanın bir çizgisindeki lafie’yim. hangi çizgi derseniz onu siz karar verin, dünya yuvarlak, sonu ve başlangıcı aynı , sağı ve solu değişen sürekli dönen gecesi gündüzü olan , yazı kişi olan, ayı ve güneşi olan, bir çok milleti, kültürü ve dili ayni gökyüzü altında barındıran bir gezegendeyiz. siz deyin başlangıç çizgisi ben diyeyim bitiş çizgisi.. ne fark eder hepsi ayni çizgi bitiş ide başlangıcıda ayni yerde biten hatta sonsuza kadar devam eden bir çizgideyiz.. 

Ben dünyanın diğer ucundaki lafie, bulunduğumuz gezegenin , ayı, gecesi, soğuğuyum, ben siyah ve beyazıyım, karanlığı ve aydınlığın lafie’siyim. karanlığın gecelerin korkulun rüyası, düşmanı olmadığına, insanların kendi kendine karanlığa düşman olmalarına  inandığım ve bu inancımın beni değiştirmesi üzerine karar kıldığım bir benliğim.. 

Ben dünyanın içinden siyahla beyazın hayati paylasan karanlığın ve aydınlığın Lafie’siyim, 

 

Sevgili Lafie’ler,

       Ben dünyanın öbür ucundaki Lafie..♥
Henüz kendime bir isim ya da bir lakap düşünmedim. Şayet sevgili Lafie’min ilk yazısını okurken dolan gözlerim aklımı başımdan aldı.
Bir kez daha mesafelere lanet ederek; ekleyebileceğim bir şeyler bulamadım. Duygularımı kelimelere benden daha iyi dökmüş. Ne demişler kalpler bir olsun!
Bizim kalplerimiz bir! Ama bir isteğimiz daha var.
Sizinde kalplerinizin bizimle bir olması…
İsterseniz bizlere çok uzak olun. İsterseniz hemen yanıbaşımızda..
Bizim amacımız kocaman bir aile olmak.
Düşmanımız mesafeler ve dostumuz ise bizleri buluşturacak olan bu sayfamız..
Gelin bu sayfada beraber gülelim beraber ağlayalım.
Her derde ortak olup,hayatı biraz daha anlamlaştıralım. .
    Eminim ki orada bir yerlerde bizim gibi düşünen Lafie’ler var..
Ama daha birbirimizi tanımıyoruz.
Yavaş yavaş tanışıp eminim ki birbirimizi çok seveceğiz.
Açık kimliğinizle gelin demiyoruz.
Kim olduğunuzu söylemeseniz de olur. Sizin kimliğiniz belli zaten.
Siz bir Lafie’siniz!..
                       Ve bu bizim için yeterli..
Peki ya şimdi;
Sizinde kalpleriniz bizimle bir mi?

BİZ KİMİZ?

Biz kimiz?

Biz, farklı zaman diliminde aynı Evrende var olduk. Gözlerimiz farklı ortamlarda fakat aynı gökyüzüne açtık. Biz aynı değerleri, aynı milleti , aynı dili, ayni kültürleri paylaşan fakat ayni zamanda farklı anılara sahip olan farklı bir o kadar da aynı düşüncelere sahip olan, hiçbir zaman aynı ortama denk gelemeyen , gerçekte hiç birbiriyle konuşamamış olan iki birer Lafie’yiz. Hayatımızın hangi nehirde olup hangi yöne doğru aktığını bilemiyoruz fakat devam ediyoruz. Durdurmak için hiçbir şey yapmıyoruz. Çünkü belkide bir gün yollarımız kesişir ve bizi aynı ortamda, aynı zaman diliminde , ayni gökyüzünün altında buluşturur. Belkide hiç buluşturmaz. Ama eminiz ki buluşturmassa bile o nehirin bizi nasıl bir hayatın başlangıcına götüreceğini ve tabi farklı zaman dilimi, farklı ortamda bulunduracağını o nehirin sonunda yaşayıp göreceğiz. Belkide birimiz bu hayata gözlerini yumup yolun sonunu göremeyecek. Bir diğerimiz ise hala nefes alıp son nefesini yolun sonunda verecek. Bilemeyiz! Ama bilmek için yola devam etmeliyiz. Bizim bu yolu devam etmemiz için, küçük bir aydınlığa ihtiyacımız var. Bize bu ışığı verebilcek tek kişiler sizlersiniz. Bizim ayni ortamda ayni düşüncelere sahip olmamızı sağlayan aynı yolu aynı şekilde gidebilmemizi sağlayan ve aynı kayığı  paylaşabilmemiz’i sağlayan tek ısığımız sizlersiniz. Biz ilk ışığı gördük ve umarım bu ışık bizim hayatımızın sonunda kadar sönmez. Çünkü hepimiz birer Lafieleriz! Yeni bir hayata başlamamıza ,yeniden nefes almamızı sağladınız ve yeniden ama bir o kadar farklı bir şekilde Dünyaya bir Lafie olarak gözlerimiz açıp nefes almamıza sebep oldunuz. Bundan dolayı sizlere minnettarız. 

  

Biz kimiz?  

      Biz var oluşumumuz dan bu yana ayni Gezegende bulunan fakat gezegenin farklı iki uçlarında nefes alan, ve ayni gökyüzünün altında hayat bulan iki birer Lafie’yiz ..